Pandemi öncesi normal eğitimde öğrencilerin uyması gereken en önemli kurallardan biri yüzde hesabıyla belirlenen devamsızlık hakkıydı. Bu uygulamanın da o uygulamadan pek bir farkı yok zannımca. Tek ve en önemli fark ise bir şeyler yapmaya zorlanan insanların 20'li yaşlarındaki üniversite öğrencileri değil koca koca doçentlerin, profesörlerin olmasıdır ve çok üzücüdür.
Gazi Üniversitesi olarak başladığım Hacı Bayram Veli Üniversitesi olarak devam ettiğim güzide okulum...
Ne kadar Hacı Bayram Veli olmanı istemesek, dirensek de olmadı. Sonra, olsun dedik, hocalarımız bir yere gitmiyor ya hepsi aynı diye avuttuk kendimizi...
Yüzyılda bir gerçekleşebilecek bir pandemi geldi çattı; okullar kapandı, insanlar eve hapsoldu, işyerleri kapandı ve sokağa çıkma yasakları başladı. Kitaplarda gördüğümüz o iki yıllık tatil hayaldi gerçek oldu... Olsun dedik, bilgi çağında değil miyiz nasıl olsa, hocalarımız canlı ders yapar yine de anlatır bize dersi dedik. Pandeminin başladığı dönem canlı ders, YAPILMADI. Olabilir dedik, böyle dönemde bir düzen kurmaları zor olmuştur, sonraki dönem yine online eğitim olursa o zaman hepsi yapar diye düşündük. Sonraki dönem oldu ve canlı ders yine YAPILMADI. Kendimizi sorguladık, başka bir yerde mi okuyoruz acaba biz dedik, Gazi Üniversitesi değil mi burası dedik, en son hiçbir çıkış yolu bulamayıp İlhami Abi sen söyle biz başka bir ilde miyiz dedik yine işin içinden çıkamadık. En sonunda geldiğimiz noktada ise Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden birinin (ismi değişmiş de olsa bizim içimizdeki ruhu aynı) nadide öğretim görevlileri önümüzdeki dönem YÖK'ün zorlamasıyla canlı ders yapacak.
